Türk donanmasına kritik güç: Füze sayısı iki katına çıkıyor

Türk savunma sanayiinde son yıllarda gelişimin en net görüldüğü alanlardan biri de hiç şüphesiz Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için geliştirilen platform ve sistemler. Milli Gemi (MİL-GEM) ve Milli Denizaltı (MİL-DEN) kapsamında ortaya konan vizyon arka planda çok değerli kazanımları da beraberinde getiriyor.

Bu gelişimin en net görüldüğü platformlardan biri TCG İstanbul fırkateyni. Yerlilik/millilik oranıyla öne çıkan geminin muharip gücü de oldukça yüksek. Bugüne kadar Türk savaş gemileri 8 adet gemisavar füzesi taşıyabiliyorken TCG İstanbul ile bu sayı tam iki katına çıkıyor.

Peki, TCG İstanbul’un atışa hazır 16 gemisavar füzesi taşıması neden önemli ve gelecek için ne anlam ifade ediyor?

Muharebe sahasının şartları değişiyor

Halihazırda gerek Rusya-Ukrayna savaşı gerek Kızıldeniz başta olmak üzere bölgede yaşanan gelişmeler gerekse de İsrail-İran arasındaki gerilim harp sahası açısından da ciddi dersler barındırıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de gelişmeleri yakından takip edip önemli çıkarımlar yapmış olması sürpriz sayılmaz.

TCG İstanbul ile gemisavar füze kabiliyetinin iki katına çıkarılması işte bu değişimin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Modern bir savaş gemisine karşı yapılacak füze atışlarında düşmanın hava savunma sistemlerini geçmek pek kolay olmayabiliyor. Haliyle aynı hedefe birden fazla kez atış yapmanız gerekiyor. Batırılan Rus savaş gemilerinde görüldüğü üzere kimi zaman 4-5 gemisavar füze aynı hedefe gönderiliyor.

Bu durum, geminizde bulunan 8 adet gemisavar füzenin hızla tükenmesi sonucunu da beraberinde getiriyor. Böyle bir durumda füzesi biten gemi için lojistik süreç başlıyor. Çünkü gemisavar füzeleri anlık olarak değişebileceğiniz ve yola devam edebileceğiniz ürünler değil.

Boşalan lançerler için ya dev vinçlerle ayrı bir süreç yürütmeniz gerekiyor ya da en yakın limana yanaşmanız. Haliyle geminizin füze atabilme kapasitesi ne kadar az ise sıcak sahadan da bir o kadar uzak kalmanız anlamına geliyor.

Donanmanın harekat planları değişebilir

TCG İstanbul’da gemisavar füze sayısının 16’ya yükselmesi bir başlangıç. Belli ki ilgili kuvvet gelecek dönemlerde de benzer bir yol haritası izleyecek ve diğer gemiler için de 16 sayısı geçerli olacak.

Bu durum Türk donanmasının harekat planlarını da doğrudan etkileyebilecek önemli bir kilometretaşı olarak da kabul edilebilir. Deniz harbinde ‘kuvvet çarpanı’ terimi var ve bu yetkinlik sahip olunan silah sistemleri, sensörler, lojistik açıdan yetkinlik ile benzer parametrelerle ölçülüyor. Tüm bunları alt alta koyduğunuzda da bir kuvvet modeli çıkıyor ortaya.

İşte tam da bu noktada sayının 16’ya yükselmesini Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki kurmay yapının bir isteği olarak düşünmek yanlış olmaz. Gemisavar füzesi sayısının katlanması her geminin sürekli 16 Atmaca ile gezeceği anlamına gelmiyor. Türk Ordusu’ndaki yüzer unsurların da diğer ülkelerde olduğu gibi barış zamanı ve harp zamanı olarak iki farklı yük tipiyle göreve çıktığı biliniyor.

Atmaca füzesi için çalışmalar devam ediyor

Bilindiği üzere Türk savaş gemileri gemisavar füzesi olarak ABD yapımı Harpoon kullanıyor. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen Atmaca füzesi seri üretimde ve halihazırda TCG Kınalıada korvetinde yüklü.

Diğer yandan daha gelişmiş yeni versiyonlar için de çalışmalar devam ediyor. Atış testleri devam eden füze için en kritik virajlardan biri üzerindeki motorun da yerlileştirilmesi. İlk etapta Fransa’dan motor tedarik edildiği ancak sonrasında ambargoya maruz kalındığı biliniyor.

Buna karşı Ankara’nın da yerli motor yoluna ağırlık verdiği ve KTJ-3200 ile başarılı sonuçlar elde edildiği konuşuluyor. Atmaca’nın menzili Harpoon’a oranla neredeyse iki kat daha fazla. Ancak sadece menzilin daha çok olması tek başına yeterli bir parametre değil. Atmaca’nın da çok farklı testlerle ve ileride gerçek bir harp sahasında rüştünü ispat ettikten sonra Türkiye’nin elini oldukça kolaylaştıracağını söylemek mümkün.

Her ne kadar ilk adım TCG İstanbul ile atılsa da gemisavar füzesi sayısının 16’ya çıkarılması konusu sadece istif sınıfı gemilerde değil modernizasyonu devam eden envanterdeki diğer platformlarda da gerçekleşecek. Bu süreç tamamlandığında Türk donanması sadece Mavi Vatan’da değil bayrak gösterdiği her bölgede ciddi bir caydırıcılık gücüne kavuşacak.

KAYNAK: TRT / SERTAÇ AKSAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir